Sadettin Ustaosmanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sadettin Ustaosmanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sadettin Ustaosmanoğlu'nun Katıldığı TEKE TEK Programı (İZLE)


Sadettin Ustaosmanoğlu'nun katıldığı TEKE TEK Programını bu linkten izleyebilirsiniz;

http://www.tvarsivi.com/player.php?y=7&z=2011-01-11%2021:13:28

GÖLGE CIA'nın İSMAİLAĞA Tedirginliği



ABD’de “gölge CIA” olarak bilinen özel istihbarat ajansı STRATFOR’un kurucusu ve başanalisti George Friedman, beş ülkelik “Jeopolitik Yolculuk” serisinin son ayağında Türkiye’yi yazdı.


Kurban Bayramı tatili sırasında Türkiye’ye gelen Friedman’ın analizinden satır başları:
Türkiye önümüzdeki yıllarda en büyük bölgesel güçlerden biri haline gelecek. Ülkenin küresel kriz sırasında sergilediği ekonomik büyümeyi göz önünde bulundurduğunuzda bile bunu anlayabiliyorsunuz. Tahmin edilebileceği gibi bu süreç ülke içindeki siyasi tansiyonu yükseltirken, Türkiye’nin kurduğu ittifakları da değiştiriyor. Bunun iyi bir şey olup olmadığı tartışılabilir ancak Türkiye gözümüzün önünde bir dönüşüm geçiriyor.

ABD'NİN ÖTESİNDE BİR DURUM

Bu dönüşümle ilgili tartışmaların kalbinde İslam yatıyor. ABD’nin hem Afganistan hem de Irak’ta savaştığı ve İran’la gerginlik yaşadığı bir dönemde bir Müslüman ülkenin tavrındaki değişiklik alarm zillerini çaldırıyor. Ancak bu ABD’nin ötesinde bir durum. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana birçok Türk Avrupa’ya göç etti, ancak yeni ülkelerinde asimile olmadı. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde bu durum Batı’nın Türkiye algısını belirleyen en önemli faktörlerden biri.

ÇARŞAMBA GERÇEĞİ

İstanbul’da geçirdiğim sürede Çarşamba’yı da ziyaret ettim. Bir laikin “Suudi Arabistan” diye nitelendirdiği bu mahalle beni Türkiye’yi yönetmeye talip herhangi bir partinin karşı karşıya kalacağı en büyük sorunu düşünmeye itti. İstanbul’da hassasiyetleri ve değerleri itibarıyla Avrupalı olan birçok yer var. Ancak aynı zamanda Çarşamba gibi ya da Anadolu’daki köyler gibi kendilerine güvenleri dikkatten kaçmayacak bölgeler de var.
Laikler buralarda yaşayan insanları uzun bir zaman boyunca göz ardı etti ancak o zamanlar geçti. Bu insanları Türk toplumuna entegre etmeden Türkiye’yi yönetmek mümkün değil. Bu gruplar İslam dünyasının büyüyen bir trendinin en canlı örneği. Çarşamba İstanbul için aşırı bir örnek olabilir, ama meseleyi çok net bir biçimde ortaya koyuyor.

8.Gün'de "Cemaat ve Cemaatçilik" tartışıldı!

TV8'de yayınlanan ve Gökmen Karadağ’ın yönettiği, Prof. Dr. Haluk Şahin, Sabah gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak ve Posta gazetesi yazarı Candaş Tolga Işık’ın sürekli yorumcu olarak katıldığı, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ve Furkan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sadettin Ustaosmanoğlu'nun konuk olarak katıldığı 8.Gün Programında Cemaat ve Cemaatçilik konusu tartışıldı.







±

































İSRAİL KONSOLOSLUĞU ÖNÜNDE PROTESTO

İsrail'in Gazze'ye kara harekatı başlatması Türkiye'de geniş yankı buldu. Bir grup Galatasaray Meydanı'nda basın açıklaması ile harekatı protesto etti. Yaklaşık bin kişilik bir başka grup da İsrail'in Levent'teki başkonsolosluk binasına yürüdü.

Büyükdere Caddesi'nin iki şeridini trafiğe kapatan grup, konsolosluk binası önünde toplandı. Yürüyüş esnasında çevik kuvvet polisi, Büyükdere Caddesi ve konsolosluk önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Grup eylemini sürdürüyor.

İsrail'in Gazze'ye yönelik hava bonbandırmanlarının ardından akşam saatlerinde kara harekatını başlatması, Türkiye'de tepkilere neden oldu. Harekatın hemen ardından Galatasaray Meydanı'nda toplanan Filistin Halkı İle Dayanışma Derneği üyeleri ve bir grup Filistin'li basın açıklaması yaparak, harekatı protesto etti.

"İsrail'e ölüm.. Diren Filistin yalnız değilsin.." sloganları atan grup adına açıklama yapan Filistinli doktor Cemal Arvahi, Türk milletinin bu konuda çok duyarlı olduğunu bildiklerini ve Gazze'deki katliama tekpi göstereceklerini umduklarını dile getirdi. Arvahi, "Bu millet, peygamber efendimizin övgüsünü almış bir millettir. Türk bayrağı da bunu simgelemektedir. Bütün Türk vatandaşlarından destek bekliyoruz." diye konuştu.

BÜYÜKDERE CADDESİ ÜZERİNDE YÜRÜYÜŞ

Aynı saatlerde Büyükdere Caddesi üzerinde toplanan yaklaşık bin kişilik grup, yolun Sarıyer istikametindeki çift şeridini trafiğe kapatarak yürüdü. İsrail'in Levent'teki başkonsolosluğu önüne hareket eden grup, "Siyonit elçilik kapatılsın.. Filistin, yalnız değildir.." sloganları attı.

Filistin bayrakları ve Filistin adına mücadele etmiş, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden kişilerin posterlerini taşıyan grup, İsrail bayrağı yaktı. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı protesto eylemi devam ediyor. (CİHAN)

Haydi gel Bizimle Ol



Saadettin Ustaosmanoğlu Kimdir?

İsmailağa cemaatinin lideri Şeyh Mahmud Ustaosmanoğlu'nun yeğeni olarak bilinen ve İBDA-C denince hareketin lideri Salih Mirzabeyoğlu'ndan sonra ilk akla gelen isim olan Saadettin Ustaosmanoğlu 1959 Trabzon doğumlu. Kendi ifadesiyle "ilk ve ortaokul sonrası medrese eğitimi" görmüş. 1999-2005 yılları arası İBDA-C davasından Metris, Kartal ve Bolu F Tipi cezaevlerinde yatmış ve Mirzabeyoğlu'nun hapis arkadaşı olmuş. Cezaevine girmeden önce Furkan dergisini çıkaran Saadettin Ustaosmanoğlu şu an İBDA-C'ye bağlı olarak bilinen Yeni Furkan dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Önceleri İsmail Ağa cemaatine ait olan dergi bugün İBDA-C'nin önde gelen yayın organı olarak biliniyor.


"Haydi Gel Benimle Ol!"




İslami Büyük Doğu Akıncıları/Cephesi'nin (İBDA-C) sözcüsü olarak görülen Yeni Furkan dergisi yayın yönetmeninin iddiasına göre 2003'te Ergenekoncular kendilerine gelip ittifak teklif etmiş. Onlar bu teklifi reddedince, Ergenekoncular aynı çizgide görünen başka gruplara yönelmişler� İttifak var mı ya da kimlerle var, bunu söylemek zor ama İBDA-C çizgisinin savunucusu olduğunu söyleyen bir başka derginin, Baran dergisinin sadece kapaklarına bakmak bile zihinleri karıştırmaya yetiyor. Birkaç örnek vermek gerekirse; 31 Ocak 2008 tarihli 56. sayının kapak spotu şöyle: "Antep, türban, Ergenekon: Ortak düşmandan ortak operasyon!". Yine 20 Mart 2008 tarihli 63. sayının kapak spotunda ise şöyle yazıyor: "Ergenekon mücahidleri, silahlı mücahid kuvvetleri; demokrasi çetelerini, liberal çapulculuğu vatanın ismet-i hâriminde boğ!"

30 Haziran tarihli Taraf gazetesindeki köşesinde Emre Uslu, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı hedef alan iddialardan yola çıkarak farklı kamplarda olması gereken iki oluşum Ergenekon ve İBDA-C arasındaki bağlantıya değiniyordu. Uslu yazısında, Atatürkçü Düşünce Derneği gibi ulusalcı oluşumların kalesi konumundaki derneklere 28 Şubat günlerinde atılan bombalarda imzası bulunduğunu belirttiği İBDA-C'nin bugün ulusalcılarla arasındaki ilişkiyi pek sıkı fıkı buluyordu. Özellikle İBDA-C bağlantılı belli başlı yayın organlarından Baran dergisinde son dönemlerde çıkan ulusalcı ve Ergenekon sempatizanı yazılara da gönderme yaparak "Devletin terör listesinde yer alan bir örgütün bunca girift ilişkisine, ulusalcı yapılarla olan bağlarına ve dahası, dün bombaladıkları dernekle bugün aynı safta yer almalarına aklım ermiyor" şeklinde sona erdiriyordu yazısını. Ergenekon bağlantısı dışında, son dönemlerde çeşitli yayın organlarında İBDA-C ile El Kaide arasında bağlantı iddiaları da gündeme geliyordu. Son olarak ABD'nin İstanbul konsolosluğuna yapılan saldırının hemen ardından basına yansıtılan iddialardan biri de "saldırıyı İBDA-C / El Kaide'nin gerçekleştirmiş olma olasılığının" güçlü olduğu yolundaydı.
Ergenekon, ABD Konsolosluğu saldırısı ve El Kaide bağlantısı gibi iddiaların hedefi olan İBDA-C'nin sözcüsü konumundaki Yeni Furkan dergisinin genel yayın yönetmeni Saadettin Ustaosmanoğlu ile iddialar ve ardında yatanları konuştuk. Ve Ergenekoncuların zamanında onları da es geçmediğini öğrendik
- İBDA-C'yi Ergenekon'la bağdaştıran haberler çıktı. Bu doğru mu?
Büyük Doğu-İBDA fikriyatının temsil makamı bellidir, o makamın dışında söylenmiş olanlar sadece söyleyenleri bağlar.
- Hangi makamı kastediyorsunuz?
Fikriyatın sahibi Salih Mirzabeyoğlu.
- İBDA çizgisindeki Baran dergisinde herkes eleştirilirken Ergenekon mensupları mücahit olarak nitelendiriliyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Baran dergisi İBDA fikriyatına nispeti olan bir dergidir. Yapıp ettiklerinde isabet ettiklerinin şerefi kendilerine ait olduğu gibi, hatalarının mahcubiyeti de kendilerinin bağlar.
- Yani, basına yansıdığı gibi İBDA Ergenekon beraberliği söz konusu değil mi, demek istiyorsunuz?
Tabii ki. Biz de Furkan dergisi olarak Nakşi bir cemaata (İsmailağa cemaati) mensubiyet içinde, İBDA'ya nispetini kurmuş bir kuruluşuz ve Ergenekon meselesini kesinlikle tasvip etmedik, etmiyoruz.
- Baran dergisinde Genelkurmay'ın andıcının savunulması, İBDA-C çizgisine göre "düşman" pozisyonda olması gereken emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız, eski Balıkesir milletvekili Turhan Çömez, Prof. Hasan Köni, Behiç Kılıç, Nihat Genç, Alparslan Arslan'ın babası, Serdar Akinan, Naci Kutluay, Uğur Civelek, Erol Manisalı gibi kimselerle görüşülüp, görüşlerine yer verilmesi, Atatürk'ün bile savunulması, Ergenekon'a methiyeler düzülmesi gibi olaylar bir yanda ulusalcı-İBDA'cı bağlantısı, öte yanda Ergenekon'la flört söylentilerine sebep oldu. Bu işin aslı nedir?
Bahis mevzuu isimlerin hepsi aynı kefeye konmayabilir belki ama, çoğunun niyeti antiemperyalist görüntü altında kendilerine yandaş bulma teşebbüsüdür. Antiemperyalistlikleri yüzde 20'yi geçmez. Bu kişiler altyapısı hazırlanmış bir oyunun sözcüleri konumundaki kişilerdir... "Atatürk'ün bile..." cümlesiyle ifade ettiğiniz mevzuya gelince, ifade biçiminizden de anlaşılıyor ki, Müslümanlar için menfmanası muazzam travmalara sebep olmuş bir mesele, tavizi asla kaldıramayacak bir meseledir ve biz bu konuda en iyi tevillerle bile işin müspet bir tarafını bulamadık.
Baran'ın bu çizgiye kayması tabii olarak kendilerini ilgilendirir... Biz bu mevzunun biraz daha arka planına gidelim isterseniz, yani ulusalcı-Kemalist taifenin Müslümanlara el atma meselesinin arka planına...
Mesele 2003 yılında başladı diyebiliriz. Kendilerine Sultan Galiyevci diyen ulusalcı ekipten emekli bir binbaşı (adını vermiyor) arkadaşlarımızla bir görüşme yaptı ve şu tekliflerde bulundu; Vatansever Güçler Birliği adında bir oluşum düşünüyoruz, bu oluşum dergi ve dernek faaliyeti şeklinde tezahür edecek, ilk etapta üniversite gençliği etrafında çalışma yapacak, sonra büyük illerde dernekler açılacak, daha sonra da bütün illerde kuvayı milliye yapılanması gibi örgütleneceğiz. Bu hareket kitle gösterileri organize edip bir takım propagandif ve manipülatif işlerde bulunacak. Sokağa ve gençliğe hakim olmaya çalışacak...

(Aktüel)

nateskases@gmail.com