GÖLGE İNSAN!



Kimin gölgesi..
Kim.. Yâsin..
Kim’in gölgesi “insan”; asl’a şâhit.. ŞEHİT.

-Ya Rabbi, Sevdiklerimize Şehitlik şuuru, MUNTAKİM ismi celiline mazhar olarak gerekeni yapmayı ve ŞEHİT olmayı nasib eyle.
“YA RABBİ, BİZİ İNTİKAMINA MEMUR ET”
-Ya Rabbi, Bize de Şehitlik şuuru, MUNTAKİM ismi celiline mazhar olarak gerekeni yapmayı ve ŞEHİTLİK nasib eyle-
“ YA RABBİ, BİZİ İNTİKAMINA MEMUR ET”

Günlük’ten: Tilki’nin Günlüğü
Bir islam büyüğü;
“-Gönül ehli olanlar, manayı anlatırlarken bir benzeriyle söyler ve anlatırlar. Çünkü duygularımızla anladığımız ve bildiğimiz şeyler, mânâ aleminin gölgesi gibidir; duygularımızla bilip anladığımız bu âlem, çocuğa benzer… Mânâ âlemi de bu çocuğun dadısına!”
Ve yine aynı büyük, “dostum hakikat ehlinden saçma şey çıkmaz; fakat bunu ya keşif yoluyla bilmek, yahut onların sözünü tasdik etmek gerek!” diyor… Demek istemem o ki:
-“Kaptan Kusto Müslüman!”
“Müslüman… İslam… Selâm… Aynı kökte toplu kelimeler… “Se”; üç… “Lam”; ışık… Selâm; Üçışık!..”

Gölge İsim?
“Gölge… Bir İslâm büyüğünün “asıl” ve “gölge” hakkındaki sözleri:
‘-Her şey kendi mahiyeti ile şeydir. Bu sözümüz, “zıl-gölge”de doğru olmuyor. Bir şeyin zıllı, aksi gölgesi, hayali ve aynadaki görüntüsü, kendi mahiyeti ile zıl ve aks olmayıp, kendilerini meydana getiren aslın mahiyeti ile zıl ve aks olmuştur; çünkü gölgenin ve görüntünün mahiyeti yoktur. Gölgede bulunan mahiyet, onu meydana getiren asıl şeyin mahiyetidir. O hâlde asıl, gölgesine, gölgenin kendinden daha yakındır. Çünkü gölge, aslın mahiyeti ile, yani asıl ile gölge olmuştur; kendi mahiyeti ile değil. Çünkü kendi mahiyeti yoktur.’

Abdülhakim Arvasi hazretleri’nin uzayan gölgesi devrindeyiz!...
Üstadım’ın “Gölgeler” isimli, 1982’de yazdığı bir Noktalaması:
-‘Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere; Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere…”
Gölgeler.. Mirzabeyoğlu.
“Bir topluluk, ferdin uzamış gölgesidir!”

“O mânâyı yaşatanlar…”
Günlerden Salı; “MUNTAKİM”, şifresi cebinde! hatırla, Adette toplu aleti –tesbih- al hergünkü gibi lakin Salı’ya özel;
-“ŞOK” teshirine inat tesbih elinde, akşam ezanı olmadan, farzı muhal kıyametin kopmadan-KIYAMET SİLAHI-na karşı göğsünü ger ;

• “TELEGRAM’da, ya delirerek geberirsin, yahut robot olursun işi. Görünüşte herşey normaldir, farkında olmadan belki yakınların bile yardım zannında iken kullanılan; veya tehdit ve şantaj vesilesi.”

Şantaj.. Derinden yaşanan.
“YA RABBİ, BİZİ İNTİKAMINA MEMUR ET”
Şantaj… “GÖLGE” gibi aldırmadan…O, ân’ı yaşayan-yaşatan..

MUNTAKİM: Şifresi “630” hatırladın,lakin bu pek bilinmez.
“630 defa MUNTAKİM” her yüzde bir celle celaluhu.
Duasını en derinden son duan gibi yap. Sevdiklerinin son duası gibi..
Her Salı, akşam olmadan.
“İlahi mânâ ordusunun bir kısım askerleridir ki onlar yetişirler imdada”.

Hiç yorum yok: