KİTAB’ÜL CİHAD

ABDULLAH İBN’ÜL MÜBAREK

İmam-ı Buhâri’nin hocasının hocası olan Abdullah İbn’ül Mübarek, Mezhep imamlarımız, İmam-ı Âzam ve İmam-ı Mâlik hazretlerini tanıyıp takdir eden, Ahmed İbn-i Hanbel hazretleri tarafından da takdir edilen, üzerinde ittifak edilip ihtilaf edilmeyen, savaş dönüşü şehadetle ebedileşen Horasanlı Türk Hadis Doktoru Abdullah İbn’ül Mübarek (rahmetullahi aleyh) in doğumu H.118’de “Merv”dedir.Abdullah ibn’ül Mübarek, rivayetlerden birine göre deniz, diğerine göre ise, Tarsus’tan gaza dönüşü, Hit’te vefat etmiştir..Vefatının H. 178, 180, 181, 182 senelerinde olduğuna dair rivayetler vardır. En sağlamı, Ahmed b. Hanbel’in takdir ettiği 181 senesidir.

Kitab’ül Cihad

1. Kısım

- “Ebu d-Derda hazretlerinden : ‘Salih iş gazadan öncedir. Çünkü siz, ancak, işlediğiniz (iyi) işleriniz’e (uygun olarak) savaşırsınız.”

- “Ebu d-Derda hazretlerinden : ‘Allah yolunda öldürülmek günah kirini yıkar.’ ‘Katl edilmek ikidir; biri kefarete, diğeri derecenin artmasına sebep olur.”

- “Ebu Hureyre (r.a.) Efendimiz (s.a.v.)’den şöyle rivayet eder: ‘Allah yolunda cihad edenin misali; O, oruç tutan, gece ve gündüz zamanlarında Allah’ın ayetleriyle, şu direk gibi ayakta duran kimse gibidir.”

- “Ebu Hureyre (ra) den, Resûlüllah (sav) buyurdu: ‘Allah yolundaki toz ve Cehennem ateşinin dumanı, Müslüman bir kulun burnunda asla bir araya gelmez.”

- “Mesruk (ra) den : ‘hiçbir hal, içinde kulun duasının kabul edilmesi için, Allah yolunda cihad da olması müstesna, secde ederken yüzünü toprağa sürmesi halinden daha layık değildir.”

- “Said ibnü Ebi Hilal’e şu haber ulaşmıştır: ‘Abdurrahman ibnü Avf (ra), insanların hayret ettiği bir sadaka verdi. Nihayet bu (sadaka) Nebi (sav)’in yanında anıldı. Bunun üzerine Efendimiz; ‘İbnü Avf’ın sadakasını çok mu beğendiniz?’ dedi. ‘Evet yâ Resûlallah’ dediler.

Efendimiz; ‘Muhacirlerin fakirlerinden bir fakirin bineği olmadığından kamçısını yerde sürüyerek erkence savaşa çıkması, İbnü Avf’ın sadakasından üstündür’ buyurdu.”

- “Ebu Hureyre (ra)’den. Nebi (sav) buyurdu: ‘Allah yolunda müslümanın aldığı yara, kıyamet gününde, vurulduğundaki hey’eti gibidir. Kanı fışkırır. Rengi kan, kokusu misktir.”

- “Ebu Hureyre (ra) buyurdu: ‘Cüretli, tam cüretli, düşman hazır olduğunda, arkasını dönüp kaçandır. Korkak, tam korkak ise, düşman hazır olduğunda, Allah’ın dilediği oluncaya kadar, onlara saldırandır.”

“Ey Eba Hureyre, bu nasıl olur? Denildi. O da, ‘kaçan, Allah’a karşı cürette bulunup kaçtı. Korkak ise, Allah’tan korktu’ buyurdu.”

- “Ebu Hureyre (ra)’den. Resûlüllah (sav) buyurdu: ‘Bana Cennete girenlerin ve Cehenneme girenlerin ilk üçü arz olundu.

Cennete giren ilk üç kişi; 1) Şehid. 2) Rabbına ibadeti güzel yapan, efendisine de samimi olan bir köle. 3) Ailesi çok olan, buna rağmen kötü iş ve sözden uzak duran namuslu bir adamdır.

Cehenneme giren ilk üçe gelince; 1) Zorba bir emir. 2) Malı olup hakkını vermeyen zengin. 3) Allah’ın emrinden dışarı çıkan fakir.”

- “Abdullah İbnü Amr (ra) buyurdu: ‘Dikkat edin. Size Allah yanında kıyamet günü şehidlerin derece bakımından en efdalini haber vereyim mi?’ (Onlar) ‘saf içinde düşmanla karşılaşan, düşmanlarıyla yüz yüze gelince de kılıcını omzuna koymuş olduğu halde, sağa sola dönmeyenlerdir.’ ‘Allah’ım! Boş günlerde geçirdiğime karşılık, bugün nefsimi sana icara veriyorum’ der ve bu esnada öldürülür.”

‘işte bu, Cennetin yüksek odalarında diledikleri yerde hayranlıkla dolaşan şehidlerdendir.’

- “Abdullah İbnü Übeyd İbnü Ümeyr (ra) ‘den : ‘Yâ Resûlüllah, hangi cihad en efdaldir?’ denildi. O da: ‘Kimin atı öldürülmüş, kanı dökülmüşse’ buyurdu”

- “Hâlid İbnü Mîdan (ra) den: Resûlüllah (sav) buyurdu; ‘Şehidler Allah’ın emin kıldığı kimselerdir. İster öldürülsünler, isterse yataklarında ölsünler.”

- “Salih ibnü Abdillah’a: ‘Emirden sana herhangi bir şey yok’ âyeti (Al-i İmran,128) ne hakkında nazil oldu ? diye soruldu. O da; ‘Resûlüllah (sav), Safvan ibnü Ümeyye, Süheyl ibnü Amr ve El-Haris ibnü Hişama beddua ediyordu. Bunun üzerine, şu âyet ‘Emirden sana bir şey yok’ (yani, sana herhangi bir emir yok) ister onların tevbelerini kabul eder, ister cezalandırırsın, çünkü onlar zâlimlerdir’ (Al-i İmran, 128 âyeti) nazil oldu, buyurdu.”

- “Câbir ibni Atîk (ra), kendisine ait yazılı bir nüshada haber verdi ki, Atîk ibnü Câbir ona şöyle haber verdi: Resûlüllah (sav) Abdullah ibnü Sabit’i hastalığında ziyarete geldi. Onu ölüm halinde buldu. Ona seslendi, fakat cevap vermedi. Resûlüllah (sav), ‘innâ lillah ve inna ileyhi râcîun’ dedikten sonra; ‘Ey Eba-Rabî! Artık Allah’a karşı boynumuz eğri’ dedi. Bunun üzerine, kadınlar feryad edip ağladılar. İbnü Atik onları susturmaya başladı. Resûlüllah (sav) ‘Bırak onları, vacip olunca hiçbir ağlayan ağlamayacaktır’ buyurdu.

‘Vacip olma nedir ya Resûlüllah?’ dediler.

O da; ‘Ölünce’ buyurdu.

Kızı; ‘Vallahi ben senin Şehid olmanı umardım. Çünkü sen techizatını hazırlamıştın’ dedi. Resûlüllah (sav); ‘Allah Tebareke ve teala onun ecrini niyetine göre verdi. Siz neyi Şehadet sayıyorsunuz?’ buyurdu.

Onlar da; ‘Allah yolunda öldürülmeyi’ dediler.

Resûlüllah (sav): ‘Şehidler yedi dir;

1- Allah yolunda öldürülen(den başka)

2- (Allah yolundayken) karın hastalığından ölen de şehiddir.

3- Boğulan şehiddir.

4- Salgın hastalıktan ölen de şehiddir.

5- Üzerine bir şey yıkılarak ölen de şehiddir.

6- Yanarak ölen de şehiddir.

7- Karnında çocuk olarak ölen kadın da şehiddir.’ Buyurdu.”

- “Süleyman ibnü Eban’dan: ‘Resûlüllah (sav) Bedir savaşına çıktığında Saad, babası Hayseme’yle beraber çıkmak istedi.Bunu Resûlüllah (sav)’e söylediler. Onlara ikisinden birinin çıkmasını emretti. Bunun üzerine okla Kur’a çektiler. Saad’ın oku çıktı. Babası ‘nefsine, beni tercih et oğulcuğum’ dedi. O da; ‘Babacığım, O Cennet’tir. Başka bir şey olsaydı, seni nefsime tercih ederdim’ dedi. Bunun üzerine, Saad savaşa Nebi (sav) ile çıktı ve Bedir savaşında öldürülerek Şehid oldu. Ertesi sene, Uhud günü, babası Hayseme öldürülerek Şehid oldu.”

- “Câbir ibnü Abdillah’dan. Halife Muaviye (ra), vaadinin ağzını açmak istediğinde ‘(Uhud’da) kimiz maktulü varsa, başına gelsin’ dedi. Biz onları, birbiri üzerine katlanmış terü taze çıkardık. Onlardan birinin parmağına kazma isabet etti. Kan fışkırdı. Ebu Saîd’ül Hudrî (ra): ‘Bundan sonra sizden kimse şunu asla inkar edemeyecektir’ buyurdu.

- “İbnü Abbas (ra)’dan: uhud’da şehidler şehadete erip, menzillerine indiklerinde, şehadete ermemiş fakat ermek isteyen arkadaşlarından bir kısım insanların makamlarını gördüler; ‘Arkadaşlarımızın Allah yanında hayırdan bize isabet edenleri bilmeleri nasıl olur?’ dediler. Allah Teala hazretleri de bunun üzerine; ‘Allah yolunda öldürülenleri ölüler zannetmeyin. Bilekis onlar hayat sahibidirler ve Rablari yanında rızıklanmaktadırlar’(Al-i İmran, 169) âyetini sonuna kadar inzâl eyledi.”

- “Enes ibnü Mâlik (ra)’den: Ebu Talha şu; ‘Hafif iken de ağır iken de savaşa çıkınız’ âyetini okudu. Ve; ‘Allah Tebareke ve Teâlâ, bizden ihtiyarken de genç iken de savaşa çıkmamızı istedi. Beni techiz ediniz!..’ dedi.”

“Oğulları: ‘Allah sana merhamet etsin! Nebi (sav) Ebu Bekr ve Ömer devrinde gazaya çıktın. Şimdi de biz senin yerine gazaya çıkıyoruz’ dediler. Bundan sonra, deniz gazasına çıktı ve vefat etti. Gömecekleri bir ada aradılar. Adayı ancak yedi gün sonra bulabildiler. Buna rağmen O, değişmemişti.”

- “Tavus El-Yemâni’den. Resûlüllah (sav) buyurdu: ‘Kıyametten önce, Allah beni kılıçle gönderdi. Rızkımı mızrağımın gölgesi altında kıldı. Zilleti ve küçüklüğü de bana muhalefet üzerine kıldı. Kim kendini bir kavme benzetmeye çalışırsa, onlardandır.”

- “Hâlid ibnü’l Velîd (ra) buyurdu: ‘Sevdiğim bir gelinin bana hediye edileceği veya bir oğlan çocukla müjdeleneceğim hiçbir gece, bana, bir ordu içinde ertesi sabah düşmanla karşılaşacağım, soğuğu şiddetli, buzlu bir geceden daha sevgili değildir.”



nateskases@gmail.com

Hiç yorum yok: